Güncel
MAZLUMDERden katliamın yıl dönümünde kapsamlı Soma raporu

MAZLUMDER tarafından Somada meydana gelen maden faciasına ilişkin bir rapor yayımlandı. Raporda, faciayı getiren belirtilerin 20-25 gün boyunca sürdüğü, hatta faciadan iki gün önce orta çaplı iki ayrı yangın çıktığının tespit edildiği belirtilirken, Maden faciasının yaşandığı işletmede tercih edilen kârlılığın artırılmasına odaklı üretim yönteminin, işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacını ihmal eder şekilde uygulandığı açıktır ifadelerine yer verildi.
Türkiye’nin önemli sivil toplum kuruluşlarından İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Soma’da gerçekleşen ve 301 kişinin hayatını kaybettiği maden kazası hakkında detaylı bir rapor yayımladı.
Hazırlanan rapor kamuoyuna MAZLUMDER Soma Gözlem Heyeti tarafından saat 11:00’de gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla açıklandı. Facianın gerçekleşmesinin ardından bölgeye giden yaklaşık 50 kişilik MAZLUMDER heyetinin çalışmaları sonucunda hazırlandığı belirtilen raporda faciayı meydana getiren belirtilerin 20-25 gün boyunca sürdüğü vurgulandı. Raporda “Maden faciasının yaşandığı işletmede tercih edilen kârlılığın artırılmasına odaklı üretim yönteminin, işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacını ihmal eder şekilde uygulandığı açıktır” ifadelerine yer verildi.
Raporda yer alan ve MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal tarafından kaleme alınan takdim yazısında raporu oluşturan heyetin defalarca engellemeye maruz kaldığı ifade edildi. Ünsal, “Raporlama Heyeti, Soma’da bulundukları süreçte güvenlik güçleri tarafından defalarca mağdur edilmelere, engellemelere, adı konulmamış “olağanüstü hal”e, madenci yakınlarına tekme atan ve hoyratça davranan resmi görevlilere tanıklık ettiler. Buna rağmen ihmaller ve sorumsuzluklar zincirinin her halkasını sorgulayarak, yerinde tespit ederek ve insan yaşamını önemsizleştiren kâr hırsının imzalanmamış uluslararası sözleşmelerle ve denetlenmemiş cari mevzuatla buluşmasının sonuçlarını ortaya çıkardılar.” ifadelerini kullandı.
Soma’da yaşanan katliamın yıl dönümünde yayımlanan raporda, 20. yüzyılın başından bu yana dünyada yaşanan en büyük 14. maden kazası olduğu belirtilen facia birçok farklı açıdan ele alındı. Rapor kapsamında madende yaşanan faciaya götüren süreç ve facianın hemen ardından yaşananlar yapılan saha görüşmeleri ve gözlemlere dayanarak aktarılırken, Nisan ayında ilk duruşması gerçekleştirilen yargısal süreç de mercek altına alındı. İşçilerle, işçi yakınlarıyla, bölgede bulunan resmi kurumlarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan bazı görüşmelere de raporda yer verildi.
“Facianın sebebi kârlılığı arttırma çabası”
MAZLUMDER tarafından yayımlanan raporda 301 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan facianın sebebi olarak işverenin kârını arttırma çabası gösterildi. Raporda, devletin maden için alt üretim kotası koymasına rağmen bir üst kota belirlememesinin ve çıkan bütün kömürü satın almasının işverenin işçiler üzerinde üretim baskısı oluşturmasına sebep olduğu belirtilirken, “Diğer yandan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait diğer üç maden sahasında teknik aksaklıklar nedeniyle üretimin düştüğü; bu nedenle üretim planlamasına uygun miktarda kömür elde etmek için kazanın yaşandığı maden ocağının şirket tarafından kapasite üstü çalıştırıldığı anlaşılmaktadır.” tespitinde bulunuldu.
“Denetimler haberli ve evrak üzerinde, denetim öncesinde tehlikeli bölümler kapatılıyordu”
Yayımlanan raporda maden ocağına yapılan resmi denetimlerin de yalnızca evrak üzerinde kaldığına, işverenin denetimlerden haberdar olduğuna ve denetimden hemen önce buna yönelik önlem aldığına ilişkin görüşlere yer verildi. Raporda, “Maden ocağında çalışan işçiler merkezi yönetim tarafından yapılan denetimlerin sadece evrak üzerinde olduğunu, denetim için gelen yetkililerin maden ocağı içine girmediklerini, işleten şirket yetkililerinin yapılacak denetimlerden önceden haberdar olduğunu, bu nedenle denetmenler geldiğinde gaz oranları sınırları aşan yahut tehlikeli bölümlerin kapatıldığını iddia etmişlerdir.” ifadeleri kullanıldı.
“Tesis hurda bir izlenim vermekteydi”
İşçilerin çalışma koşullarının olumsuz olduğuna vurgu yapılan raporda, “MAZLUMDER heyetinin olay mahalline ulaşırken karşılaştığı ilk tesis görüntüsü, hurda bir izlenim vermektedir.” denildi. Soyunma odalarında işçiler için yeterli dolap sağlanmadığı ve bu yüzden bazı işçilerin eşyalarının tavana asılan sepetlerin içinde yer aldığı belirtilen raporda “soyunma mekânlarında ve koğuşlarda yerlerin oldukça kirli olduğu, tuvaletlerin kapılarının koğuşlara açıldığı ve sıhhi olmadığı gözlenmiştir” ifadelerine yer verildi.
“Kazada üretimi arttırmak için uygulanan baskının sebep olduğu acele ve telaş etkin”
Madende uygulanan gizli taşeron sisteminin işçilerin çalışma şartları bakımından çok olumsuz sonuçlar doğurduğunun belirtildiği raporda, iş kazalarının yaşanmasında firmanın taşeronlar üzerinden işçilere uyguladığı üretimi arttırma baskısının sebep olduğu acele ve telaşın etkili olduğuna ilişkin görüşlere yer verildi.
“Facia göz göre göre gelmesine rağmen önlem alınmadı”
MAZLUMDER’in hazırladığı raporda facianın göz göre göre meydana geldiği vurgulanırken, oluşan ısınma ve yanmanın 20-25 gün önceden kendisini belirgin bir şekilde gösterdiği ve iş yerinde bu yanmayı gösterecek olan karbonmonoksit ölçümlerinin durumu açıkça ortaya koyduğunun kesin gözüktüğü belirtildi. Raporda “Buna rağmen yangının idari tedbirlerle geçiştirilmeye çalışıldığı, çalışanlara kişisel koruma cihazları temin etme gibi hayati konularda adım atılmadığı açıkça görülmektedir. Madende faciaya neden olan yangın o kadar yüksek düzeyde fiziki belirtiler göstermiştir ki; olayın olduğu kısımda üç ayrı vardiyada çalışan dört ayrı elektrik teknisyeninin, yangından önceki on beş gün boyunca ısıdan yanan kabloları onarmak amacıyla hep birlikte görevlendirildiği ve evlerine gönderilmediği tespit edilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.
“Eğitim ve donanım zaafiyeti ölümleri arttırdı”
MAZLUMDER işçilerle gerçekleştirdiği doğrudan mülakatlar sonucunda iş güvenliğine ilişkin eğitimlerin gerektiği gibi yerine getirilmemesinin ve işçilere dağıtılan iş güvenliğine ilişkin maske ve benzeri teknik donanımın kullanışsız ve yetersiz olmasının da ölümlerin artmasında etkili olduğunu belirtti. Raporda, “Bir kısmı acemi, iş güvenliği eğitimi ve donanımı zayıf işçilerin kaçışları, bazı bölümlerde zehirlenerek üst üste yığılmaları sonucunu doğurmuş ve işçilerin yığılması yerel göçüklerle birleşerek kaçış alanlarını sınırlamıştır.” ifadeleri kullanıldı.
“Devlet yetkilileri ve sendika da yargılanmalı”
Hazırladığı raporda Nisan ayında ilk duruşmanın gerçekleştiği yargısal süreci de mercek altına alan MAZLUMDER, devlet yetkilileri için idari makamlar tarafından soruşturma izni verilmemesini eleştirdi. Raporda “Bütün bu hususlara rağmen soruşturma aşamasında bir kısım kamu görevlileri için soruşturma izni verilmemesi “suçluların yargılanarak cezalandırılmasını isteme hakkı” bakımından önemli bir ihlaldir.” ifadeleri kullanıldı. MAZLUMDER tarafından hazırlanan raporda iş yerine yakınlığına ilişkin görüşlere yer verilen yetkili Türkiye Maden İşçileri Sendikası’nın kanundan doğan yetkilerini kullanarak işvereni ilgili tedbirlere almaya zorlayıcı bir tavır almadığı belirtilirken, “Mevzuatın sendikayı geniş imkân ve yetkiler ile donatmasına rağmen işverene karşı Maden-İş Sendikası’nın kanundan ve toplu iş sözleşmesinden doğan grev hakkını kullanmadığını ve işveren üzerinde baskı unsuru oluşturarak işvereni kanuni lokavta sevk etmediği görülmektedir. Bu sebeple facianın yaşandığı, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin mer’i mevzuat gereklerine uygun şekilde alınmadığı görülen iş yerinde üretim faaliyetini durdurabilecek yetki ve görevlere sahip iken görevini ifa etmeyen Maden İş Sendikası temsilcilerinin facianın ortaya çıkışında kusur durumu araştırılmalı ve gerektiği takdirde sendika temsilcileri de masumiyet karinesi korunarak adil bir şekilde yargılanmalıdır.” ifadeleri kullanıldı.
“İş güvenliği mevzuatı halen yetersiz”
Soma’da yaşanan facianın yıl dönümünde yayımlanan raporda yaşanan facianın ardından bazı değişikliklere uğrayan iş güvenliğine ilişkin hukuki mevzuat da ele alındı. MAZLUMDER söz konusu değişikliğe rağmen mevzuatın iş güvenliğini sağlamak bakımından yetersiz olduğunu belirtti. Raporda, “Kabul edilen kanunlar, iş kazalarının ortadan kaldırılmasına odaklı olması gerekirken, iş kazaları sonrasında canını kaybedenlerin cenaze levazımatının nasıl görüleceğine ilişkin düzenlemeler getirmekte ve bu düzenlemeleri adeta birer “nimet” olarak sunmaktadır.” denildi.
Raporun son kısmında yer alan değerlendirme ve sonuç bölümünde bazı somut önerilere yer verildi.
MAZLUMDER’in hazırladığı raporda yer alan dikkat çekici bazı bölümler şu şekilde:
“İşçi çalışıyor, taşeron kâr ediyor”
-Heyetin dinlediği kişiler, çavuşların aylık yapılan işe göre yüklü miktarda para aldıklarını, alınan paraların aslında işçilerin emekleri üzerinden kazanıldığını ve onların maaşından kesilerek ödendiğini, bu yüzden işini önceki gün erken bitirerek çıkan işçiye ertesi çalışma gününde daha fazla iş miktarı yüklendiğini söylemişlerdir.
-İşçiler taşeron sistemi olduğu için çalışma şartlarının zorlayıcı olduğunu, işçi başına günlük iki ton hedef konduğunu, belirlenen hedeften eksik iş yapılması halinde işçinin cezalandırıldığını, diğer yandan, fazla iş yapılması halinde prim verilmediğini ifade etmiştir. Yapılan fazla üretimin ekip başlarına ve taşeron yöneticilerine prim olarak yansıtıldığı, böylece sıradan işçilerin sürekli fazla işe zorlandığı bir yönetimin teşvik edildiği tespit edilmiştir.
“İnsan olarak değil üretim aracı olarak görülüyoruz”
-Görüşülen işçiler istisnasız olarak kendilerinin insan olarak değil, birer üretim aracı olarak görüldüklerini ifade etmişlerdir. İşçiler ücretlerin yetersiz olmasından ve işlerine dair en ufak bir eksiklik veya kusurlarında günlük yevmiyelerinin kesilmesinden yakınmaktadırlar.
“Çay, tuvalet, namaz, istirahat molası yok”
-İşçiler günlük mesai saatleri içinde kısa süreli aralar alamadıklarını, çay molası, tuvalet molası, namaz molası, istirahat molası vb. imkânları bulunmadığını ifade etmektedir. Madende çalışanlara sadece otuz dakikalık yemek molası sağlandığı, yemeklerin kaplar içinde işçiler tarafından getirildiği ve yeraltında yendiği söylenmektedir.
“Sendika işverenin yönetiminde”
-İşçiler işyerinde hâkim sendikanın işverenin yönetiminde bulunduğunu ve işçilerin haklarını korumaktan uzak olduğunu düşünmektedir. Sendika hakkında bilgi veren işçiler, sendikada formaliteyi yerine getirmek için seçim yapıldığını, seçilen temsilcilerin belirlenmesinde hiçbir etkilerinin bulunmadığını, çoğu zaman seçim için içeriği görülmeden kapalı bir zarfla oy kullanıldığını iddia etmektedir.
“İşçiler eldivenlerini kendileri temin ediyor”
-Maden işçiliğinde önemli bir edevat olan eldivenlerden işveren tarafından temin edilenlerin en düşük kalitede olduğu ve çabuk deforme olduğundan, işçilerin kendi imkânlarıyla kalite standardı yüksek Starline-E43 eldiven aldıkları gözlenmiştir. Diğer yandan işçilere kulaklık ve solunum maskesi verilmediği görülmüştür.
“Belirtiler idari tedbirlerle geçiştirilmeye çalışıldı”
-Faciaya götüren belirtilerin oluştuğu; madencilerin, çıkan cevherin daha sıcak olduğu ve daha çabuk yanmaya başladığı yönünde ifadeleri ile teyit edilebilmektedir. Faciayı getiren bu belirtilerin 20-25 gün boyunca sürdüğü, hatta faciadan iki gün önce orta çaplı iki ayrı yangın çıktığı tespit edilmiştir. Buna rağmen yangının idari tedbirlerle geçiştirilmeye çalışıldığı, çalışanlara kişisel koruma cihazları temin etme gibi hayati konularda adım atılmadığı açıkça görülmektedir. Madende faciaya neden olan yangın o kadar yüksek düzeyde fiziki belirtiler göstermiştir ki; olayın olduğu kısımda üç ayrı vardiyada çalışan dört ayrı elektrik teknisyeninin, yangından önceki onbeş gün boyunca ısıdan yanan kabloları onarmak amacıyla hep birlikte görevlendirildiği ve evlerine gönderilmediği tespit edilmiştir.
“Firma tarafından olayın başlama saati yanlış verildi”
-İşleten firma tarafından olayın yaşanmasından dört gün sonra yapılan basın toplantısında; olayın başlama saati 15.00-15.30 olarak aktarılmıştır. Ancak savcılık tarafından hazırlanan ilk soruşturma metninde olayın başlama saati 13.10 olarak belirlenmiştir. İşleten şirketin olayın başlama vaktini bu şekilde beyan etmesinin sebebi, saat 15.30’un vardiya değişim saati olması, bu saatte madende aktif çalışan 350 işçi olması, ancak vardiya değişimi ile gelen işçilerle madende 700 kişinin bulunduğu iddiasına dayanak bulmaktır. Ancak olayın 13.10’da başladığını tespit eden savcılık iddianamesinden maden ocağının 350-400 işçi çalıştırma kapasitesine uygun olduğu, yangın belirtilerinin önceden oluştuğu, hatta faciadan bir iki gün önce yangın yaşanan bir çalışma alanında, yirmi yıl önce üretilmiş basit duman koruyucu maskeler dışında donanım verilmeksizin 700 işçinin aynı anda işbaşı yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
“Facia cevherin içten yanmasıyla gerçekleşti”
-Faciadan önce cevherde oluşan içten yanmanın ikinci evreye geçmesi ve yanan kısmın muhtemelen göçmesiyle, artık gaz deşarjı şeklinde gelen CO tehlikeli sınırın üzerine geçerek ocak havasına karışmıştır. Yangının başladığı yerin ocağa temiz hava sağlayan ana havalandırma nefesliğine yakın yerde olması, temiz havanın ocağa yayılırken beraberinde CO alarak galerilere dolmasıyla zehirlenmeler artmıştır. Bu tür olaylarda sıklıkla yaşanan çalışanların temiz havanın geldiği yere kaçma alışkanlığı, temiz havanın tüm kısımlarda kirlenmesiyle birleşince yaşanan panik artmıştır. Bir kısmı acemi, iş güvenliği eğitimi ve donanımı zayıf işçilerin kaçışları, bazı bölümlerde zehirlenerek üst üste yığılmaları sonucunu doğurmuş ve işçilerin yığılması yerel göçüklerle birleşerek kaçış alanlarını sınırlamıştır. Günlerce bütün belirtilerini gösteren facia, etkisiz, yetersiz, deforme ve son kullanım tarihi geçmiş alet ve ekipmanlarla birleşince can kayıpları had safhalara ulaşmıştır.
-Maden ocağındaki verileri yukarıdan takip ve idare eden teknik ekibin, CO oranı tehlikeli seviyelere ulaşan ocak havasını fark etmeleri ve havanın aktığı yönü zamanında değiştirebilmeleri, CO gazının ocağın diğer galerilerine yayılmasını önleyebilecekti. Ancak özetlediğimiz ihmaller sonucu ne yazık ki diğer galerilere giren zehirli gaz çok fazla işçinin hayatına mal olmuştur.
Raporda işçilerle ve işçi yakınlarıyla yapılan ve olayların gelişimini birinci elden aktaran bazı görüşmelere de yer verildi. O görüşmelerden bazıları şu şekilde:
“Madenciler her zaman ‘içerisi yanıyor’ diyordu”
-Madenciler her zaman yoğun gaz altında çalıştığını söylüyordu. Bugün çok yoruldum diyordu. Ne olduğunu sorunca, içerisi yanıyor diyordu. Sıcak olduğunu söylüyordu. 2006’dan sonra özel sektöre geçti. Ciner grubu aldı, verim alamayınca buna devretti. Zor şartlar olduğunu sürekli dile getiriyordu.
-Çok sıcak. Durduğun yerde çizmelerin içi ter doluyor. Alıp boşaltıyoruz su gibi. O kadar sıcak. Patlama olan yerde üst taraf yanıyor, kapatıyorlar orayı, orada bir boşluk oluşuyor. Yanan ayağın altına giriyorlar, orada yanıyor kapatıyorlar. Yanan yer oksijen olduğu için daha çok ilerliyor.
“Yeni yer alabilmek için iktidara yanaşman gerekir, işçileri mitinglere götürüyorlardı”
-Bu firma yandaş demeyelim de tamamen yalaka bir firma. Yeraltı parsel gibidir. Mesela devlet sana bu parseli kullanman için verir bunu bitirirsin yeni yer alman gerekir. Kullanımı bitti mi buranın. Onu alabilmen için de devlete yanaşman gerekir. Bunun için başbakanın mitingine yakın yerlere işçi götürüyorlar servislerle. İlçe başkanlarına iletiyorlar bunu; size işçi getirdik diye, böyle şeyleri var. Yer üstünde çalışan bir oğlum var. Denetime geleceklerinde bir hafta öncesinden haber gönderiyorlar, dedi. Temizliyorlar madeni. Denetçinin içeri girdiği yok, dedi.
-Manisa mitingine götürüldüler. İzmir’de, Balıkesir’de, Manisa’da miting var, gideceksin! İşi bırakıyorlar o gün. Servislere dolduruyorlar. O günkü yevmiyesi veriliyor. İşçi de o gün çalışmadığı için sevinçli. Öyle düşünüyor.
“Olay günü işçiler kömürün kokusunu almış, çıkalım demişler, kabul edilmemiş”
-On yıl önce yanmak üzere olan kömür kapatılıp, başka bir kanal açılıyor. Zamanla on yıl önce yanmaya başlamış olan kömür tehlike yaratıyor veya karbon monoksit salınımı yapıyor. Bunun tehlike yaratacağı biliniyordu, söndürülüyor ama aşağıdan yanmaya devam ediyordu. Olay günü işçiler iki saat önceden kömürün kokusunu almışlar, çıkalım demişler, ama çalışmaya devam edin talimatı verilmiş. Baştaki adam işçiye çalışılacak diyorsa çalışılır. Yarın gelme diyor başındaki adam o zaman. İşe girip çıkmalar yoğundur.
“Zaten durumlar sakat…”
-İşe girerken okumadan 25-30 tane imza attırıyorlar. İşe girmemiz lazım. Zaten durumlar sakat. Oksijen kesimi veya kaynak yapmak yasak yeraltında, ama hepsi yapılıyor. Benim çalıştığım işletmede dizel araçlarının çalışması yasak, çalışıyor. Işıklar ocağından duyduğuma göre 60-70 kişi akciğer tedavisi görüyor. Hâlâ tozu önlemediler. Sadece su püskürtüyorlar bazen tozun inmesi için. Önlenmedi. Bunları hep yaşıyoruz.
“Arkadaşım işçileri kurtarmak için içeri sokulunca vefat etti”
Arama kurtarma eğitimimiz olmadığı halde kaza sonrası ekip başımız (taşeron) içeri girmemizi söyledi. Arkadaşım Okan Merdim arama kurtarma için girip vefat etti.
“Denetimciler gelmeden haberleri geliyor, ocak düzenleniyor”
·Denetimciler gelmeden 3- 4 gün, bazen 10 gün önceden haber veriyorlar. Denetleme için özel hazırlık yapılıyor, normal zamandakinden daha iyi hale geliyor ocak.
“Öleceğimi düşündüm, bayılmışım, birisi ‘ocağa hava verdik, kurtuldunuz’ dedi”
·İşimi bitirdikten sonra çıkarken 500 metre ilerledikten sonra önümüze birden duman çıktı. Enerji kesildi, fan motorları durdu. Dumanı dinamitten kaynaklanıyor sandık, ancak dumanı kokladım, plastik kokuyordu. Oturup bekledik, Zamanla aşağıdan gelenlerle birlikte altmış veya yetmiş kişi olduk. Bir saat kadar oturduk. Boruları kesmeye kalkan arkadaşlara sadece delmelerini söyledim. Böylece borudan geçen hava aşağıdakilere de gidecekti. O deldiğimiz borudan sırayla nefes almaya çalıştık. Aşağıdan biri duman yok diye çağırdı, aşağı indik, Akşam 19.00’a kadar bekledik, kimse gelip gitmedi. Her şeyi denedikten sonra dua etmeye başladım. Kelime-i Şehadet getirdim. Öleceğim diye düşünürken daha önceden acil durumlarda lazım olur diye sakladığım maskeyi çıkartıp denemeyi düşündüm. Onu çıkartmaya çalışırken bayılmışım. Biri gelip tokat attı, ayıldım. Sağıma soluma baktım, kimse yoktu. Ocağa hava verdik kurtuldunuz, çıkın, dedi biri. Kalkıp bir iki adım atıp düştüm. Tekrar tekrar deneyerek düşe kalka ilerledim. Şirket müdürlerinden Barbaros Beyi gördüm, ters hava verdiklerini, yukarı doğru yürümemi söyledi, yürüdüm ve çıktım.
Bilindiği gibi, 13 Mayıs 2014’te Soma’da meydana gelen maden faciasında toplamda 301 işçi hayatını kaybetmiş, yaşananlardan dolayı bütün Türkiye yasa boğulmuştu. Facianın ardından bölgeye giden dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan kendisini protesto eden işçi yakınlarına sert tepki göstermiş, Erdoğan’ın bir protestocuyu tokatladığı öne sürülmüştü.
Soma’da meydana gelen facianın ardından aynı yıl içerisinde 2014 içerisinde Ermenek’te ve İstanbul’da yer alan Torunlar İnşaat’ta meydana gelen ‘iş kazaları’ yaşanan işçi ölümlerini ülke gündemine sokmuştu. Kamuoyuna yansıyan rakamlara göre Türkiye’de meydana gelen ‘iş kazalarında’ her yıl 1200’e yakın işçi hayatını kaybediyor.
Mazlumder’in Soma raporuna ulaşmak için tıklayınız.
Henüz yorum yapılmamış.